İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü

  | Ana Sayfa | Bize Ulaşın | Telefon Rehberi | Site Haritası

ANA ÇOCUK SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI

DEMİR GİBİ TÜRKİYE PROJESİ

Ülkemizde tüm yaş grupları için yaşamsal önem taşıyan demir eksikliği anemisi, genel olarak 0-5 yaş grubundaki çocukların ve gebelerin ortalama %50’sinde karşımıza çıkmaktadır. Bu önemli halk sağlığı sorununun çözümü için Bakanlığımız ülke düzeyinde; toplumun demir yetersizliği konusunda bilinçlendirilmesi, bebeklerin ilk 6 ay anne sütü almasının ve 6. Ayın sonunda uygun ve yeterli miktarda ek besine geçilerek, emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi, 4-12 ay arası her bebeğe proflaktik amaçlı ücretsiz demir desteği sağlanması, 13-24 ay anemisi olan bebeklere demir tedavisi önerilmesi amacıyla “Demir Gibi Türkiye projesini başlatmıştır.

Söz konusu projenin tanıtımı için 24 Şubat 2004 tarihinde İstanbul'da yapılan basın toplantısında, Sayın Bakanımız Prof.Dr.Recep AKDAĞ, “Demir Gibi Türkiye Projesi” kapsamında yürütülecek çalışmaların 1 Mart 2004 tarihi itibarı ile başlayacağını ilan etmiştir.

İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIKLARI VE TUZUN İYOTLANMASI PROGRAMI

İyot eksikliği önlenebilir zeka geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisidir ve kişiyi anne karnından başlayarak tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünüdür.

İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağındaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. Bebek ve çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, zeka düzeyinin akranlarına göre en az 13.5 puan daha düşük olması, öğrenme yeteneği ve okul başarısında azalma, gebelerde düşük ve ölü doğum riskinde artma ve her yaşta guatr iyot yetersizliğin oluşturduğu önemli sağlık problemlerinden sadece birkaçıdır.

Sağlık Bakanlığı olarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik çeşitli çalışmalar yürütmekteyiz. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir.

Bu amaçla tüm dünyada iyot yetersizliğinin önlenmesi için ülkemizin de içinde bulunduğu birçok devlet tarafından özel programlar başlatmıştır. Sağlık Bakanlığı olarak 1994 yılında UNICEF ile işbirliğinde “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Ve Tuzun İyotlanması Programı” başlatılmıştır.

Güvenli, ucuz ve etkili bir yol olan iyotlu tuz kullanımı çok uzun bir süredir dünyada bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.

Ülkemizde 1968 yılında başlayan tuzun iyotlanması çalışmaları, 1994 yılında başlayan ulusal “ İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” ile hız kazanmıştır. Eğitim, yasal düzenleme, bilgilendirme, bilinçlendirme, izleme ve denetimler ile iyotlu tuz kullanımında artış görülmüştür. Ancak, İyot yetersizliği hastalıkları ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olarak devam etmektedir. Bu nedenle İyodun önemini topluma daha çarpıcı ve etkili yöntemlerle aktarmak, ülkemizde iyotlu tuz kullanımını tüm topluma yaygınlaştırmak, toplum bilinci oluşturmak ve 81 il bazında konuyu gündeme getirmek amacı ile Haziran ayının ilk haftası İyot Yetersizliği Hastalıkları Haftası olarak belirlenmiştir.

BEBEK DOSTU BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK KURULUŞLARI ÖDÜL TÖRENİ

2007 yılında, 101 birinci basamak sağlık kuruluşunun ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu'' ünvanı kazanması ile ilimizde ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu'' sayısı 297 ' ye ulaşmıştır.

Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarımızın bu başarılarını kutlamak ve ödüllerini takdim etmek üzere ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşları Ödül Töreni'' düzenlenmiştir. Ödül Törenimiz 13 Mart 2008 Perşembe Saat 10:00'da Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.

ANNE SÜTÜNÜN TEŞVİKİ VE BEBEK DOSTU HASTANELER PROGRAMI

Anne sütü ile beslenmenin yaygın olduğu, ancak doğru uygulanmasında sorunlar bulunduğu dikkate alınarak, anne sütünün teşviki amacıyla AÇS/AP Genel Müdürlüğü tarafından bir program uygulanmaktadır. 1987 yılından beri uygulanmakta olan bu programın amacı:

  • Bebeklerin doğdukları andan itibaren düzenli aralıklarla sağlık personelince izlenmesini sağlamak,
  • Yaşamın ilk 6 ayında sadece anne sütü ile beslenme uygulamasını teşvik ederek, sağlıklı bir beslenme dönemi içine girmelerini temin etmek,
  • Bebeklerin uygun zamanda ve uygun şekilde ek besinlere geçişini sağlamak,
  • Bebek ve çocukların düzenli izlenmesi sonucu sağlıklı bir beslenme eğitimi ve davranışı kazandırmak,
  • Gelişen beslenme yetersizliklerini ve diğer hastalıkları erken dönemde saptayarak tedavisini sağlamaktır.

Bu program kapsamında 1990 yılında "Bebek Dostu Hastaneler" kavramı geliştirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü ile UNICEF ortak bildirisi olan "Başarılı Emzirmede 10 Adım" temel stratejileri çerçevesinde uygulanan programın amacı, hastane doğumlarını içine alacak şekilde anneleri, doğum öncesi dönemden itibaren hazırlayarak doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanması ve hastaneden taburcu olduktan sonra da sağlık personeli izlemleri ile emzirmeyi sürdürmeleri konusunda desteklenmelerinin sağlanmasıdır.

Belirlenen ulusal stratejiler doğrultusunda, Merkez ve İl Eğitim Ekipleri tarafından sağlık personeline yönelik eğitimler yapılmakta; "Ulusal Bebek Dostu Hastaneler Değerlendirme Ekibi" tarafından eğitim alan bu hastaneler değerlendirilmekte ve başarılı olan hastaneler, "Anne Sütü Komitesi" kararı ile "Bebek Dostu Hastane" ünvanı ile ödüllendirilmektedir.

Yine bu kapsamda, annelerin hastaneden çıktıktan sonra da izlenmelerini ve destek alabilmelerini sağlamak amacıyla anne sütü uygulamalarnın birinci basamağa yaygınlaştırılması için ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Ocağı Programı'' hayata geçirilmiştir.

Bu konuda yapılan başarılı çalışmalarla 2007 yılında, 101 birinci basamak sağlık kuruluşunun ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu'' ünvanı kazanması ile ilimizde ''Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşu'' sayısı 297 ' ye ulaşmıştır.

  • Bebek Dostu Hastaneler
  • Bebek Dostu Birinci Basamak Sağlık Kuruluşları
  • Bebek Dostu İlçeler

Bebek Dostu Hastaneler

2007 Yılı Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları

İSHALLİ HASTALIKLARIN KONTROLÜ PROGRAMI

Ağır ishal sonucu oluşan dehidratasyon, Türkiye'deki çocuk hastalık ve ölümlerinin başlıca nedenlerindendir. 5 Yaş altı çocuklarda ishal vakalarının ve dehidratasyona bağlı ölümlerin önlenmesi amacıyla “İshalli Hastalıkların Kontrolü Programı",1986 yılında uygulamaya konulmuştur. Program çalışmaları sağlık ocakları ve AÇS/AP Merkezlerinde temel sağlık hizmetleri yaklaşımı içerisinde sürdürülmektedir. Bu kuruluşlarda görev yapan personel konuyla ilgili eğitim almış olup birinci basamak sağlık kuruluşlarında ishal köşeleri oluşturulmuştur. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında ORS paketleri dehidrate vakalarda ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.

Bu program çerçevesinde, Ağızdan Sıvı Tedavisi eğitimleri aktif olarak yapılmakta ve özel hafta kutlamaları ile konu gündemde tutulmaya çalışılmaktadır.

Her yıl Temmuz ayının ilk haftası içinde kutlanan “Ağızdan Sıvı Tedavisi Haftası” çerçevesinde, çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir.

Ayrıca, söz konusu hafta boyunca, 32 İlçe Sağlık Grup Başkanlığımıza bağlı tüm sağlık kuruluşlarında İlçe Sorumlularının öngördükleri aksiyon planları doğrultusunda

  • İlçe Belediyeleri ve diğer kamu kurumları ile işbirliği yapılarak halka duyurular yapılmış,
  • Afişler asılmış, broşürler dağıtılmış,
  • Yiyecek imal eden yerlere, su istasyonlarına yapılan denetimler sıklaştırılmış ve buralarda çalışanlara hijyen konusunda eğitimler verilmiş,
  • Eczanelerle yapılan işbirliği sonucunda ishalli hastalara reçetesiz ilaç verilmesinin önüne geçilmesi için eğitimler yapılmış,
  • Sağlık kurumlarında hizmet içi ve halk eğitimleri düzenlenmiştir.

AKUT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARININ KONTROLÜ PROGRAMI

Akut solunum yolu enfeksiyonları, 5 yaşından küçük çocuklarda daha çok kış aylarında görülen en yaygın hastalık olup zatürre çocuk ölümlerinde ikinci sırada yer almaktadır.

5 yaş altı çocuklarda görülen ve bebek ve çocuk ölümlerinin yaklaşık üçte birini oluşturan akut solunum yolu enfeksiyonlarından ölümlerin azaltılması amacıyla “Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolü Programı”, 1987 yılında uygulamaya konulmuştur. Kademeli olarak tüm ülkeye yaygınlaştırılan program ilimizde 1996 yılından bu yana AÇS/AP Şube Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, ASYE İlçe Sorumlularınca yürütülmektedir.

Her yıl Kasım ayında kutlanan “Zatürre Ölümlerinin Önlenmesi Haftası” süresince 32 Sağlık Grup Başkanlığı tarafından üniversiteler, ilköğretim okulları ve muhtarlıkların desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikler aşağıdadır:

  • Sağlık ocaklarında görev yapan hekimlere ASYE ilçe sorumluları tarafından eğitimler düzenlenmiş, bu eğitimlere üniversite öğretim üyeleri de davet edilmiş,
  • Sağlık ocağı hekimleri tarafından tüm sağlık personeline hizmet içi eğitimler verilmiş,
  • Sağlık ocaklarındaki hekimler prokain-penisilin kullanımı yönünde eğitilmiş,
  • Okul taramalarında öğrenci ve öğretmenlere, mahalle muhtarlıklarına başvuranlara, sağlık kurumlarına başvuranlara birebir ve toplu halk eğitimleri yapılmış,
  • Sağlık kurumlarına konu ile ilgili afiş ve posterler asılmış ve halka broşürler dağıtılmıştır.

Sağlık Bakanlığı tarafından programın uygulandığı illerdeki birinci basamak sağlık kuruluşlarına prokain penisilin gönderilmektedir. İlaçlar, antibiyotik tedavisi gerektiren akut solunum yolu enfeksiyonları vakalarında öncelikle 5 yaş altı çocuklara ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.

FENİLKETONÜRİ TARAMA PROGRAMI

Kalıtsal bir metabolik hastalık olan fenilketonüri, Avrupa ülkelerinde 10.000 doğumda bir görüldüğü halde ülkemizde 3000-4500 doğumda bir görülmektedir. Akraba evliliklerinin yüksek oranda süregelmesi bu hastalığın ülkemizde çarpıcı bir sıklıkta görülmesine neden olmaktadır.

Ülke düzeyinde fenilketonüri hastalığının sıklığını tespit etmek, uygun vakalara mama desteği sağlamak için 1987 yılında 22 ilde başlatılan çalışmanın ilk illerinden biri de İstanbul’dur.

İlimizdeki 2. Basamak sağlık kuruluşlarında çeşitli nedenlerle taranamayan ya da taraması uygun olarak yapılmamış olan bebeklere ulaşılması ve bütün AÇS/AP Merkezleri ile birinci basamak sağlık kuruluşlarında kan örneği alınabilmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Beslenme ve Metabolizma Bölümü arasında imzalanan protokol ile işbirliği yapılarak eğitimler düzenlenmiştir.

Birinci basamak sağlık kuruluşlarında kan örneği alınmasını sağlamak amacıyla tüm İlçe Sağlık Grup Başkanlıklarına Guthrie kağıdı dağıtılmış ve Şube Müdürlüğümüzde toplanan kan örneklerinin en kısa zamanda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Beslenme ve Metabolizma Ana Bilim Dalı laboratuarına ulaştırılması sağlanmıştır.

BÜYÜMENİN İZLENMESİ PROGRAMI

Çocuklara ait boy ve ağırlık ölçümleri, büyüme ve gelişmenin, dolayısıyla beslenme durumunun belirlenmesinde önemli birer indekstir. Rutin temel sağlık hizmetleri içinde bebek ve çocukların izlenmesi, birinci basamak sağlık hizmetleri içerisinde ebelerin yapmakta olduğu rutin bebek ve çocuk izlemleri ile yürütülmeye çalışılmış; ancak bu çalışmalar nitelik ve nicelik açısından istenen düzeye ulaşamadığı için 1994 yılında Büyümenin İzlenmesi ayrı bir program olarak ele alınmıştır.

Bu çerçevede Dünya Sağlık Örgütü Büyüme Grafikleri, kullanılmakta olan çocuk izlem kartlarına uyarlanmış; büyüme ve bebek/çocuk izleminin ilkeleri ve stratejileri belirlenmiştir.

NEONATAL RESÜSİTASYON PROGRAMI

Ana ve çocuk sağlığında öncelikli konular olan; antenatal bakımın nicelik ve nitelik olarak düzeltilmesi,her doğum için sağlıklı ve güvenli koşulların sağlanması,doğum sırasında ve erken yenidoğan döneminde her yeni doğana optimal yaklaşımın yapılması (temel resüsitasyon, ısı kontrolü erken anne sütü), yüksek riskli gebe ve yeni doğanın tanınması, uygun bakım ve sevk ilkelerinin yerleştirilmesi sağlanarak perinatal ve yenidoğan ölümlerinin önlenmesi önemlidir. Birinci basamak,ikinci basamak işbirliği ile bu amaçların gerçekleşmesine yönelik müdahaleler yapılıp genelde çocuk sağlığının düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunulması önem taşımaktadır.

Bu çerçevede Postneonatal dönem ölümlerinin azaltılmasına yönelik sürdürülen bağışıklama, ağızdan sıvı tedavisi ve anne sütü uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla Postneonatal bebek ölümleri azalmaya başlamış, neonatal dönemdeki ölümler ön plana çıkmıştır. Bu programların olumlu etkileri iki kritik göstergede izlenmektedir.1963 yılında binde 200’ü geçen bebek ölüm hızı (BÖH)2003'te de binde 29'a düşmüştür. Anne ölüm hızının ise 1970’lerde bu yana %50 oranında azaltıldığı tahmin edilmektedir. Sağlık Bakanlığınca 1997 yılında yapılan Anne Ölümleri Araştırmasına göre anne ölüm hızı yüz binde 54’tür.Bebek ölümlerinin %59’u yenidoğan dönemi ölümleridir. Neonatal bebek ölüm hızı binde 16.8, Postneonatal bebek ölüm hızı binde 11.7’dur.Neonatal ölümlerin %52’si ise birinci günde olmaktadır.

Dünyadaki yenidoğan ölüm nedenlerinin %33'ü doğum travması ve doğum asfiksisi, %42 enfeksiyonlar, %10 erken doğumla ilgili sorunlar, %14 konjenital anomaliler, %1 diğer nedenler olarak sıralandığı görülmektedir. Ülkemizde yenidoğan dönemine ait sorunların gerçek boyutu ve niteliği bilinmemektedir. Yenidoğan sorunlarına yaklaşım her basamaktaki sağlık kuruluşu için standardize edilmemiştir.

Türkiye Neonatal Resüsitasyon Programı’nın hedefi, yurt çapında doğum olayında rolü olan tüm sağlık personelinin standart bir neonatal resüsitasyon eğitimini alması, bu bilgi ve becerileri belirli aralıklarla yenilemesidir. Oldukça geniş kapsamlı olan bu hedefe ulaşma yolunda kurumsallaşma, kolaylaştırıcı bir unsur olmanın ötesinde bir zorunluluktur.

Çok geniş bir coğrafyada, çok merkezli ve yüzlerle ifade edilen sayıda kişinin yürüteceği bir programda, öngörülen hedeflere ulaşabilmek, bunu da nitelik kaybına uğramadan gerçekleştirmek, amaca hizmet edecek ve uygulanabilir ilkeleri belirleyip, bunlara sonuna dek uymakla sağlanabilir. Bu anlamda NRP de bir dizi ilkeye bağlı kalınarak yürütülen bir programdır.

Bu ilkeler ağırlıklı olarak; Bilimsel dayanak, hedef kitlenin seçimi, kurs standartları eğitimcilerin eğitimi ve kurumlar arası işbirliği konularındandır.

Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü koordinasyonunda İstanbul Sağlık Müdürlüğü Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Şube Müdürlüğü'nün organizasyon ve yürütümünde ilimizde eğitimci ve uygulayıcı kursları düzenlenmiştir.

Programın en önemli bölümlerinden biri uygulayıcı kurslarıdır. Bu kursun en önemli standartları "3" tam günlük eğitim programına tam zamanlı katılımdır. Katılımcıların tek bir oturuma katılmaması halinde sertifika verilememektedir. Programda daha çok pratik eğitim yapılmakta bu amaçla ressüsitasyon, kompresyon bebekleri ve entübasyon kafası kullanılmaktadır. Her kursiyer bütün pratik uygulamaları başarı ile tamamlamak zorundadır. Bunun yanı sıra kursiyerler, kurs sonu sertifika sınavında 100'de 85 başarı göstermeleri halinde sertifika almaya hak kazanmaktadırlar.

İlimizde doğum yapılan tüm hastanelerin özellikle doğumhanede çalışan personeline bu eğitimin verilmesi planlanmıştır. Halen ilimizde bu eğitimlere devam edilmektedir.

BEBEKLERDE D VİTAMİNİ YETERSİZLİĞİNİN ÖNLENMESİ VE KEMİK SAĞLIĞININ KORUNMASI PROJESİ

Sağlıklı beslenme; doğum öncesinden başlayarak yaşamın her evresinde bireylerin fiziksel, zihinsel ve sosyal yeteneklerini etkileyerek toplumun ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlayan temel koşullardan en önemlisidir. Besinin kalitesini etkileyen en önemli faktör, besinin vitamin ve mineral içeriğidir. Malnütrisyonda da, vitamin ve mineral yetersizlikleri anahtar rol oynamaktadır.

Önemli bir halk sağlığı sorunu gibi bilinmese de, subklinik yetersizliği yaygın olarak gözlenen ve yetersizliğinin yarattığı sonuçların bebek ve çocuk sağlığına olumsuz etkileri bilinen D vitamini yetersizliğinin önlenmesi toplum sağlığının geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Özellikle 5 yaş altı çocuklarda, üreme çağındaki kadınlarda ve adolesanlarda D vitamini yetersizliğine bağlı problemler karşımıza çıkmaktadır.

Bu önemli halk sağlığı sorununun çözümü için Bakanlığımız ülke düzeyinde; toplumun D vitamini yetersizliği konusunda bilinçlendirilmesi, 1 milyon bebeğe günlük 400 U D vitamininin 1 yıl süre ile verilmesi amacıyla “Bebeklerde D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi ve Kemik Sağlığının Korunması’’ projesini başlatmıştır.

HEMOGLOBİNOPATİ KONTROL PROGRAMI

Türkiye’de sağlıklı Türk popülasyonunda beta-talasemi taşıyıcı sıklığı %2.1’dir. Türkiye’de yaklaşık 1.300.000 taşıyıcı ve 4.000 civarında hasta vardır. Her yıl yüzlerce hastalıklı çocuk dünyaya gelmekte, aileler ve toplum maddi ve manevi zarara uğramaktadır. Bu nedenle Genel Müdürlüğümüz ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından şimdiye kadar yapılan hizmetleri organize etmek ve hizmetleri yaygınlaştırmak amacıyla Hemoglobinopati Kontrol Programı başlatılmıştır.

Bu kapsamda ülke genelinde mevcut sorunların çözümü için 30.12.1993 tarihinde 3960 sayılı olarak yayımlanan Kalıtsal Kan Hastalıkları ile Mücadele Kanunu'na dayanılarak hazırlanan "Kalıtsal Kan Hastalıklarından Hemoglobinopati Kontrol Programı İle Tanı ve Tedavi Merkezleri Yönetmeliği" 24 Ekim 2002 tarihli ve 24916 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu Yönetmeliğin amacı, ülkemizde sık görülen kalıtsal kan hastalıklarından talasemi ve orak hücre anemisi başta olmak üzere anormal hemoglobinlerin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında önlenmesi ve mücadele edilmesine yönelik tedbirlerin ve bu hastalıkların tanı ve tedavilerine yönelik faaliyetlerin usul ve esaslarını düzenlemektir.

Hastalığın tedavisinin ne kadar güç ve pahalı, aile ve çocuk için ne kadar sıkıntılı olduğu düşünüldüğünde, hastalığı önlemenin önemi daha iyi anlaşılır. Hem koruyucu hemde tedavi edici hizmetlerin belirlenmiş standartlarda yürütülmesi için bu yönetmelik hazırlanmıştır.

Son 10 yıldan beri ülkemizde ve pek çok ülkede 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü olarak kutlanmaktadır.





Peykhane Cad. No:10 Çemberlitaş 34400 İSTANBUL
Telefon: +90 212 638 30 00 Faks: +90 212 638 30 35